Bir Oyuncu Mental Sağlığını Nasıl Koruyabilir?

1- MENTAL SAĞLIK…

Mental Sağlık Nedir?

Mental sağlık ya da ruh sağlığı, kendi potansiyelinizi gerçekleştirebildiğiniz, hayatın normal stresleriyle (mutluluklarımız ve üzüntülerimiz dahil) başa çıkabildiğiniz, üretken, verimli ve yaratıcı bir şekilde çalışabildiğiniz ve bu sayede hem kendimize hem de başkalarına ilham olabildiğimiz bir esenlik halidir.

Oyunculuğa etkisi…

Yaratıcı endüstrilerde ‘iyi oyunculuk’ olarak kabul edilen beceri, bir oyuncunun “kırılganlık kapasitesi” üzerinden ölçülür. Oyuncunun kırılganlık kapasitesi, oyuncunun bir şeyden ya da kişilerden etkilenebilmesi ve bir şeyi ya da kişileri etkileyebilme becerisi olarak tanımlanabilir.

Duyarlılık, kırılganlık, hassasiyet ve empati kurma becerisi talep eden bu süreçler içerisinde oyuncu, verili koşullarından da beslenerek “insana benzeyen” davranışlarda bulunan bir karakter yaratabilir ve bu sayede izleyicilerle bağ kurabilir.

İşte oyuncu için sürekli olarak bu seviyede bir duyarlılık, empati duymaya çalışma ve kendini unuturcasına karakterini anlamaya çalışma hali, süreçte bunaltıcı hale gelebilir, fiziksel zihinsel ve duygusal yıpranmalara sebep olabilir,

Bu yazıda konumuz tam olarak bu…
“Bir oyuncu mental sağlığını nasıl koruyabilir?”

2- OYUNCULUKTA MENTAL SAĞLIK…

Özellikle eğitim sürecinizde ya da mesleki yolculuğunuz sırasında bir yaratım sürecindeyken zihinsel ve duygusal olarak zorlanabilir ya da beslendiğiniz unsurların sizdeki etkisi konusunda travmatik bir etki aldında hissedebilirsiniz.

İç dünyada “mesleğin cilvesi” olarak normalleştirilen bu zor süreçler, her zaman oyuncunun kendi kendine üstesinden gelebileceği kadar basit olmayabilir. Çünkü bir karakterle bağ kurmak, karakterin içinde kaldığı durumları ve o durumların karakter üzerindeki etkisini anlamaya çalışmak süreci, bir takım negatif sonuçlar doğurabilir. İşte bu anlamaya çalışma sürecinde maksimum kırılganlık, hassasiyet ve duyarlılık düzeyinde davranan oyuncu, ortaya çıkan o negatif sonuçlardan direkt olarak etkilenebilir.

Oyuncunun bağ kurma sürecinde ilişkide olduğu karakterler, olaylar ve durumlarla olan içsel bağı, çoğu zaman meslekle geçirdiği zamanlar dışında da devam ettiği için anlamaya çalışma ve bağ kurma süreçleri oyuncunun sosyal hayatını, ilişkilerini, günlük rutinini ya da hayatı yaşayış biçimini etkileyebilir.

Dolayısıyla oyuncu, bu zor süreçlerden geçerken kendi mental ve fiziksel sağlığını korumayı bilmeli, işi ve sosyal yaşamı arasına ince bir çizgi çekebilmeli ve yaratma sürecine yaşadığı o streslerden, günlük hayatta sıyrılmayı öğrenmelidir.

Oyunculuk duygusal olgunluk talep eden bir meslektir. Duygusal olgunluk, hem sosyal hem de mesleki hayatımızda edindiğimiz tecrübeler ve o tecrübeler sırasında öğrendiklerimizle süreçte gelişir.

Mental ve duygusal olarak zorlandığınız süreçlerin içinde ya da esnasında, “savunmasız ve yaratıcı” bir oyuncu olmanın ne demek olduğunu anlayan nitelikli bir oyuncu koçuyla çalışmayı denemek, size süreçte mental ve duygusal açıdan kolaylık sağlayabilir.

3- YARATMA SÜREÇLERİ

Yaratıcı süreçler zordur.

Hikayeyle ve karakterle bağ kurmak, yaşanmışlıklarınızı ve içinde kaldığınız/kalacağınız durumları anlamaya çalışmak, insanlarla, mekanlarla ve diğer unsurlarla ilişkinizi gözetmek her zaman sanıldığı kadar kolay olmayabilİr.

Oyuncunun içine gireceği dünyaya karşı özellikle önceki sayfalarda bahsettiğim düzeyde merak, hassasiyet, empati ve duyarlılık haliyle davranabilir kalması ve bu süreçte mental sağlığı koruyabilir olması, meslekteki en kritik konulardan biri.

ÖNERİ;

Rolünüz için hazırlıklara başladığınızda, destekleyici olabilmeleri için hayatınızdaki insanların, o sırada ne üzerinde çalıştığınızı bilmelerini sağlayın.

İşinizin, “başkalarını anlamaya çalışmak ve onların dertlerini sahiplenebilmek” olduğunu anlayan çevreniz, size bu süreçte normalde olduğundan daha hassas, incelikli ve destekleyici davranacaktır.

Özellike yaratma sürenizden önce ve yaratma sürecinizin içinde çevrenizdeki insanlarla bu ve buna benzer konuşmaları yapmak duyulduğunuzu, anlaşıldığınızı ve yalnız olmadığınızı hissetmenizi sağlayacaktır.

Sevdiklerimizden yardım istemekte hiçbir sakınca yok dostlar.

4- BAŞKALARI VE BEKLENTİLER…

Başkaları ile kendinizi kıyaslamak ve bir takım beklentileri karşılamaya çalışmak da ciddi bir stres kaynağıdır.

Başkalarının başarıları ya da elde ettikleri, sizin başarısız olduğunuzu söylemiyor. Kimseyle yarışta değilsiniz, herkesin yolculuğu biricik ve bambaşka. Bütün bunları düşünmek ve başkalarıyla yarışmak yerine, kendi yolculuğunuza bakın.

Evet bir yolculuktasınız ve herkesin bir zamanı var.

O yüzden mevcut konumuzdan şikayet etmek yerine olan kadarını kabul etmeye çalışın. Bu kabul etme hali, sizi an’a odaklanmanızı sağlayacağı gibi gereksiz endişelerinizi de azaltacaktır.

Ayrıca ulaşılması zor hedefler belirleyip hayal kırıklığına uğramaktansa, küçük hedefleri adım adım gerçekleştirmek veya gerektiğinde hedef değiştirebilmek umutsuzluğa ve karamsarlığa iyi geldiği gibi, stresinizi azaltmaya yardımcı olur.

İster kendinizin, ister başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışma eforu da, üzerinizde sandığınızdan daha çok stres yaratabilir. Yolunuza bakın ve sadece elinizden gelenin en iyisini yaptığınıza emin olun. Bundan ötesi stres, boşverin…

Karşımıza çıkabilecek sorunlar bazen bizim için öğretici, bazen ise doğru yolda gitmediğimizin işaretçisi olabilir.
Tüm olumsuzluklar karşısında yenik hissetmek yerine onları bizi geliştiren araçlar olarak görmek ve durumu kabullenmek size mutlaka mental olarak iyi gelecektir.

5- NEGATİF SONUÇLARA ODAKLANMA!

(AAWS) Avustralyalı Aktörler Refah Birliği’nin yaptığı bir çalışmaya göre audition (seçmeler) süreci, bir oyuncu için en sık tanımlanan stres kaynaklarının zirvelerinde.

Araştırmaya göre, oyuncu bir audition sürecinin her basamağında ayrı ayrı stres yaşıyor. Oyuncu üzerinde stres yaratan adımları şöyle sıralayabiliriz;

  • İyi performans kaygısı ve stresi,
  • Doğru fiziksel, zihinsel ve duygusal hazırlık stresi,
  • Performansın hemen öncesi ve performans anı stresi,
  • Olası bir “call back” beklentisi stresi,
  • Nihai kararın beklendiği sürecin stresi,
  • Negatif sonuç alma korkusu ve stresi,
  • Sıkça alınan negatif sonuçların yarattığı stres.

Bütün bu zor dönemler, özelikle mesleğinin ilk yıllarındaki bir oyuncu için yorucu olabiliyor evet fakat tam da burada bir hatırlatma var; Televizyonda, sinemada ya da tiyatroda izlediğiniz aktörlerin neredeyse hepsi yüzlerce seçme süreci yaşadı ve aslında zamanla bütün bu stresleri yönetmeyi öğrenerek başarı kazandı.

Şayet sürekli alınan negatif sonuçlar yüzünden, özsaygınızı yitirdiğinizi hissederseniz, yetenekli olduğunuz alanları hatırlamak, iyi olduğunuz konuları ya da size özgü değerlerinizi farketmeye odaklanarak, stresinizi biraz da olsa azaltabilirsiniz.

Meslekteki yeterliliğiniz ve becerileriniz ile ilgili şüpheleriniz varsa, işinde iyi olduğuna emin olduğunuz ve benzer süreçlerden geçmiş yaratıcı ve deneyimli bir oyuncu koçuyla çalışabilirsiniz. Böylece dış etkenlerden daha az etkilenirsiniz ve nihayetinde üzerinde hiçbir kontrolünüz olmayan durumlar için öznel yargılar geliştirmezsiniz.

Seçmeler hayatınızda uzun bir süre olacak. Sağlığınızı koruyun.

6- İLETİŞİMDE KAL!

Güçlü aile bağları, iyi arkadaşlıklar ve iyi iş ilişkileri mental sağlığınızı korumanın en iyi yollarından biridir. Çevremizle olan iletişimimiz ne kadar güçlüyse ruhen kendimizi o kadar iyi hissetmemiz mümkündür.

Dolayısıyla zor ve yorucu bir sürecin içindeyken ya da o süreç sonrası, yaşadığınız stresi, kaygıyı ya da üzüntüyü kendi içimizde büyütmek yerine, çevremizdeki insanlarla paylaşmak stresimizi büyük ölçüde azaltır ve mental olarak sizi rahatlatır.

Yakın arkadaşlarımızla buluşmalar yapmak, onlarla yaşadığımız stresi paylaşmak, günlük motivasyonumuzu olumlu şekilde etkileyecektir. Yakın arkadaşlarınızla olabildiğince yüz yüze görüşmeye çalışın. Duyulmakla birlikte, görülmek, hissedilmek ve belki kucaklaşmak, sade bir telefon görüşmesinden çok daha etkili ve iyileştiricidir.

Aynı şekilde eş, sevgili, anne, baba ya da kardeş gibi sürekli iletişimde olduğumuz bireylerle hayatımızı belli ölçülerde paylaşmak mental sağlığımız açısından faydalı olacaktır.

Meslektaşlarınızla da iletişimde olun. Birlikte çalıştığınız insanlarla bir sebeple aranıza mesafe koymak, hem birlikte çalışmanızı zorlaştırır hem de bağ kurmanızın önüne geçer. Unutmayın ki; Bir ilişkide her şeyin konuşulabilir olduğunu bilmek, o ilişkinin içindeki insanlar için şahane bir özgürlük alanı.

Bir sorununuz mu var? İletişimde kalın..

7- DÜZENLİ EGZERSİZ, YETERLİ UYKU VE SAĞLIKLI BESLENME…

Hem fiziksel, hem de mental sağlığı koruyabilmek için aşağıdaki üç madde, sandığınızdan çok daha önemli. Hadi gelin bu muhteşem üçlünün nelere faydası varmış birlikte bakalım;

  1. Düzenli egzersiz: Egzersiz, endorfinlerin salınımını artırarak doğal bir mutluluk ve rahatlama kaynağıdır. Fiziksel aktivite, stres hormonlarının azalmasına ve zihinsel stresin hafiflemesine yardımcı olur. Ayrıca düzenli egzersiz, özsaygıyı besler ve özgüveni arttırır.
  2. Yeterli uyku: Uyku, zihinsel tazelik ve bilişsel fonksiyonlar için önemlidir. Yetersiz uyku depresyon, kaygı ve stres riskini artırabilir. Kaliteli uyku, duygusal dengeyi sağlayarak daha iyi ruh hali, konsantrasyon ve karar verme yeteneği sağlar.
  3. Sağlıklı beslenme: Sağlıklı beslenme, beyin fonksiyonları için gerekli olan besin maddelerini sağlar. Omega-3 yağ asitleri gibi besinler zihinsel sağlığı destekler. Dengeli beslenme, kan şekerini dengelemeye yardımcı olarak duygusal dalgalanmaların önlenmesine yardımcı olabilir. Vitamin ve mineral eksiklikleri, ruh halini olumsuz etkileyebilir; bu nedenle besin çeşitliliğine dikkat edilmelidir.

Bu üç faktör, birbirleriyle yakından ilişkilidir ve birlikte optimal zihinsel sağlığın korunmasına yardımcı olabilir. Unutmayın ki kişisel ihtiyaçlar farklılık gösterebilir, bu nedenle uygun bir dengeyi bulmak önemlidir.

Sağlık her şeyden önce gelir. Hayat mücadelesi ve kariyer koşuşturması yüzünden kendimize ve sağlığımıza zaman ayırmayı ertelemek, aslında o mücadelelerin üstesinden gelmeyi zorlaştırır.

Sağlıktan ödün veremeyiz.

8- PSİKOLOJİK DESTEK

Mental sağlığı korumak için psikolojik destek almak, birçok insanın hayatında önemli bir adım olabilir.

Psikolojik destek, kişinin kendi duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını daha iyi anlamasına, yönetmesine ve geliştirmesine yardımcı olan profesyonel bir hizmettir.

Özellikle bir yaratım sürecindeyken, kariyerinizde işlerin yolunda gitmediğini sürekli düşünür haldeyken ya da bütün bu süreçte çok yorulduğunuzu, çok yıprandığınızı, özgüveninizin ve özsaygınızın zedelendiğini hissederseniz, profesyonel birinden destek alabilirsiniz.

Psikolojik destek almanın birçok yararı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Psikolojik destek, kişinin kendine güvenini, özsaygısını ve özgüvenini artırır.
  • Psikolojik destek, kişinin hayata daha olumlu ve gerçekçi bir bakış açısı geliştirmesine yardımcı olur.
  • Psikolojik destek, kişinin ilişkilerini, iletişimini ve sosyal becerilerini iyileştirmesine yardımcı olur.
  • Psikolojik destek, kişinin karar verme, problem çözme ve baş etme becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
  • Psikolojik destek, kişinin kendini tanımasına, potansiyelini keşfetmesine ve hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur.

Psikolojik destek almak, yalnızca ortada bir sorun varken ya da kötü hissederken başvuracağımız bir yol olmayabilir. Psikolojik destek aynı zamanda kendini tanımak, farkındalık kazanmak, yaşam kalitesini artırmak isteyen herkes için faydalı bir seçim olabilir.

Destek almak iyidir. Korkmayın ve profesyonellerle görüşün.

9- KISA BİR MOLA

Hem sosyal hayat hem de kariyer koşuşturması içerisinde sıkışmış hissettiğinizde bazen bir durup sakinlemek, biraz kaçmak, biraz nefes almak yani “mola vermek” iyidir.

Yoğun bir prova sürecindeyken, çok disiplinli çalıştığımız ve mental olarak yorulduğumuz bir yaratım sürecindeyken ya da sosyal hayatımızdaki bir takım konularla boğuşurken, kendimizi onarabilmek ve mental sağlığımızı koruyabilmek için arada bir durmakta bir sakınca yok.

Ayrıca bu ‘mola verme’ aralıkları, bizi yapacağımız işe daha fazla motive edecektir.

Yoğun duygular yaşadığımız, hem fiziksel hem de zihinse olarak zorlandığımız bir sürecin ardından kendimize armağan edeceğimiz bir hafta sonu tatili ya da kısa çaplı bir açık hava konseri, enerjimizi ve mental sağlığımızı hemen pozitif yönde etkileyecektir.

İşler ya da ilişkiler kaçmıyor merak etmeyin.

Sorumluluklarımızı biliyoruz fakat onları yerine getirebilmek için sağlıklı bir ‘kendimize’ ihtiyacımız var. O yüzden yorgun hissettiğimiz anlarda vücudumuzu dinlemeli ve mola ihtiyacımızı ertelememeliyiz.

Bu süreçte biraz içe dönmek, biraz meditasyon yapmak, doğada zaman geçirmek, sevdiklerimizle iletişim kurmak ve ruhumuzu beslemek, mental sağlık açısından iyi seçimler olabilir.

İyi bir kariyer için sağlıklı ve dingin bir “bize” ihtiyaç var.
Kendini ve sağlığını korumayı önemse!